Tüketim Çılgınlığı



Tüketim, her bireyin yaşamını devam ettirdiği müddet boyunca süreklilik gösteren bir durumdur. Dünyada yaşayan her varlık bir yandan tüketirken bir yandan da üretmek zorundadır. Bu denge bozulduğunda büyük olumsuzluklar ortaya çıkar. Nitekim günümüzde akıl almaz derecede üretim ve tüketim döngüsünü görmek mümkündür. Çağımızın en büyük problemlerinden biri de gereksiz tüketim çılgınlığıdır. Firmaların, ürünlerini iyi satabilmek için kişilerin istek ve ihtiyaçlarını çok iyi bir şekilde takip etmeleri ve özellikle tüketicinin dikkatini çekecek reklamlar yapmaları gerekir. Hatta firmalar bu reklamlar sayesinde tüketicinin ihtiyacı yoksa bile o ürünü isteyecek hale getirir. Bu tüketim çılgınlığının artması demektir.


Tüketim çılgınlığının en önemli sebebi sahip olduklarımızla yetinmememiz ve hep daha fazlasını arzu etmemizdendir. Bizler, sahip olduğumuz şeylerin sayısı arttıkça daha konforlu, daha mutlu ve daha rahat yaşayacağımızı zannediyoruz. Bu düşünce bizi sadece doyumsuzluğa ve mutsuzluğa götürmekte. Günümüz insanının mutlu olmak için kendisine rehber edindiği; “Ne kadar üretir ve tüketirsem o kadar çok mutlu olurum.” düşüncesi günümüzdeki açlık, cehalet ve çevre sorunları gibi birçok sıkıntıyı doğrudan veya dolaylı olarak beraberinde getirmektedir.



Tüketim çılgınlığı kontrol altına alınamazsa eğer hastalık boyutuna kadar ilerleyebilir ve bu hastalık bir nevi bağımlılık türüdür. Her gün yeni bir ürün çıkar ve kişinin yeni olan bu ürüne ulaşma isteği o ürüne sahip olana dek sürer. Ulaştığında ise yerine başka bir ürüne sahip olma isteği ile karşı karşıya kalır. Michigan Üniversitesi’nden James Duesenberry adlı bir profesör bu durumu şöyle açıklamış:

“Bazı durumlarda insan kendi tükettiği mallardan daha üstün nitelikte olanlarla temasta bulunur (varlığını haber alır, görür, işitir). Bu temas onun için bir gözlemdir, yeninin eskiye olan üstünlüğünün göstergesidir. Üstün nitelikteki malın varlığı ve kişinin bunu öğrenmesi o güne dek sürdürmüş olduğu tüketim alışkanlıkları ve eğilimleri için tehlike taşır; henüz tanımadığı yeniye karşı bilinçaltında bir özlem ve tercih yaratıp onu harekete geçirir.” Profesör konuyu çok güzel özetliyor.


Eski zamanlarda üretilen ürünlerin reklam süreci günümüzdeki gibi olmadığı için kişi, ihtiyacı olmayan bir ürüne sahip olma isteği duymuyordu. Tabii ki teknolojinin ilerlemesi güzel fakat kişi kendi bilincine sahip olursa, her gördüğü görsel için bir arzu duymazsa ortada fazla tüketim diye bir durum olmaz. İnsan, bir ürün almadan önce kendine “Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunu sorarsa gereğinden fazla tüketimin önüne geçmiş olur. Bu şekilde de tüketim çılgınlığı bizi, biz istemezsek kendine çekemez.


#tüketim #tüketimtoplumu #alışveriş #satınalma