Gerçekçi Olma



Gerçekçiliğin tanımı için en basit tanımıyla "gerçeği olduğu gibi görüp ona göre davranmak." diyebiliriz. Peki etrafımızdaki insanlara veya kendimize baktığımızda ne kadar gerçekçiyiz?


Gerçekçi olmaktan bahsetmeden önce hayal kurma ve hayalperestlik arasındaki farklardan söz etmek istiyorum.


Hayal kurmak, insana verilmiş en güzel hediyedir aslında. İnsan bu sayede ne için yaşadığını, uğraştığını belirler hayal kurarak. Çünkü insanlar hayalleri için yaşar. Fakat hayal kurmak ve hayalperestlik arasında bir fark vardır. Hayal kurmanın elbette insanı rahatlatan, motive eden, hayata tutunma isteğini yükselten pozitif bir etkisi vardır.


Hayalperestlik ise, kurduğumuz hayallerde kaybolma, o hayallerde yaşama, hayatımızı o hayale göre şekillendirmektir. Yani gerçeklik algısını köreltmektedir. İşte hayal kurma ve hayalperestlik arasındaki bu fark çoğu şeyi ayıran bir özelliktir.



Her şeyin fazlası zarar olduğu gibi hayal kurmanın fazlası da iyi değildir. Bunun yanında fazla gerçekçi olmanın da fazlası zararlıdır.


Peki gerçekçi insan nasıldır? biraz da bundan bahsedelim.


Gerçekçi insan, kendini veya başkalarını kandırmadan olanı olduğu gibi kabul eden kişidir. Peki bu insanlar hiç mi hayal kurmuyor? Her insan gibi gerçekçi olan insanlar da hayal kuruyor ama asıl önemli olan kurdukları hayalde yaşayıp hayalperest davranmamaları.


Gerçekçi olmak genelde sertlik, duygusuzluk gibi negatif kavramlarla bağdaştırılır. Çok fazla realistliği savunan insanlar ise elbette duygusuzluğa bürünürler.


Gerçekçi olmak ne kazandırır? Biraz da bundan bahsedelim. Daha az hayal kırıklığı, yere sağlam basma hissini gerçekleştirir, olayları ve durumları daha iyi yönetebilme özelliğini geliştirir.



Yazımı son bir sözle bitirmek istiyorum; "Hayallerle yaşa, gerçekleri unutma".