DÖN DE BİR BAK AYNAYA


Gün içinde sık sık ayna karşısında buluruz kendimizi. Bazen karşısında saatlerce hazırlanır, bazen de yetişmeye çalıştığımız bir görüşmenin telaşıyla uğrarız yanına. Genel bir ifadeyle ele alacak olursak her gün milyonlarca insan ayna karşısında vakit geçirir. Ayna görünce bakmadan duramayan insan bir gayret içine girer: Kendine çeki düzen verme gayreti. İnsanın ayna karşısındaki bu gayreti tam olarak ne başarılı ne de başarısız sayılır. Ayna karşısında yanlış iliklenen bir düğmeyi, kıvrışan yakamızı ya da bozulan saçımızı düzeltebiliriz. Bütün bunlara rağmen karşısına dikildiğimiz, uzun uzun baktığımız o aynalar her şeyimizle yansıtır mı bizi, kendimizi düzeltebilmemize yardımcı olur mu?                                                              Şüphesiz hayır! Barış Manço’nun şarkısında yer verdiği "Bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade" Yunus Emre'nin sözü bunu daha iyi açıklar. Zira somut olan aynalar karşısında gördüklerimiz, silüetlerimizden başka bir şey değildir. Bu yüzden insanın artık kendi içinde olan şeyleri fark etmesi, hissetmesi lazımdır. Üstat Kemal Ural’ın, "İnsanın en büyük gizi kendisidir." sözü bu konuyla ilgili nokta atışı yapar. Bu söz yukarıdaki ve insana dair buna benzer sorulara güzel bir cevap olur. Karşılaştığı insanlara, işe kendilerinden başlamaları için yol gösterir. Her gün karşısına geçtiği, süslenip püslendiği aynaların aksine artık benlik aynasının karşısına geçmenin vaktinin geldiğinin habercisidir. Peki ama insan bu aynanın karşısına nasıl geçmeli, manevi olarak kendini nasıl hazırlamalı, nasıl düzeltmelidir? Bu ayna aslında içimizde bir yerlerde hep keşfedilmeyi bekler. Keşfedilmeden önce de unutulan, anlamı yitirilen birtakım gerçeklerin idrak edilmesi koşulunu öne sürer. Bunlardan en önemlisi insanın kim olduğunun, önceliklerinin ve varoluş amacının bilincine varması gerekliliğidir. İşte o zaman nerede hata yaptığını arayan insan için çözümler çorap söküğü gibi bir bir gelecektir. Bunun çaresi de bir an önce cesaret edip benlik aynasının karşısına geçebilmektir. Bundan sonrası için inzivaya çekilmişçesine kendini dinlemeye görmeye başlayan insan hem sakinleyip durulacak hem de farkındalığını artırarak bazı yüklerinden kurtulacaktır. Karşısına geçilen bu ayna, "Dön de bir bak aynaya, dön de bir bak kendine." diye yüreklere fısıldadıkça insan kendini düzeltebilecek, en azından buna cesaret ederek hayatını daha anlamlı kılabilecektir. Benlik aynasının sizlere "Dön de bir bak aynaya" diye fısıldaması dileğiyle, sevgilerimle…