CAMDAN KALPLERE TAVSİYELER


Dünyada en hassas varlıklardan bir tanesidir insan. Çünkü yaradan tarafından duyguları taşıyabilmenin sorumluluğu yüklenmiştir bir kere. Her insanın mizacı farklı olduğu gibi elbette kalbi de farklıdır. Ben bu yazımda en hassas kalpleri ele almak istiyorum; camdan kalpleri. Siz bu tabiri ilk duyduğunuzda ne hissettiniz, ne düşündünüz bilmiyorum ama benim ilk duyduğum an ki işittiğim cümleler ve buna istinaden hissettiğim ürperti hâlâ aklımda. "Camdan bir kalbin var senin. Hemen kırılıyor." İnsanın içine işleyen bir cümle bu. Şöyle bir düşündüm de kalbi kırılmayan insan yoktur dünyada ama camdan kalpli olmak daha da ayrı bir şey olsa gerek. Cam gibi şeffaf, olabildiğince narin ve kırılgan bir kalp. Tıpkı şu musikinin sözlerinde de olduğu gibi: Dokunma kalbime zirâ çok incedir kırılır/O tıpkı mabede benzer ki orda hıçkırılır. Bu dizeler üzerine gelin camdan kalpleri biraz daha yakından tanıyalım. Tahmin edersiniz ki camdan kalpler için dünya biraz daha zordur. Kendileri hassas ruhlu ve ince düşünceli insanlar olduğu için yaşamı ince eleyip sık dokurlar. En ufak bir adımı bile zihinlerindeki terazide iyice ölçüp biçtikten sonra atarlar. İnsanlara karşı davranışlarında en ufak bir yanlış anlaşılma derin yaralara yol açar. Bu yüzden olsa gerek ki kendilerini hep dikkatli olmak için şartlamışlardır. Ufacık kötü bir şeye bile sebebiyet vermek istemezler. İçlerindeki, insanları kırmama arzusu kendilerinin kırılmasına sebep olur çoğu zaman. İşte bu yüzden gösterdikleri emeğin karşılığını alamayınca en ufak bir darbede tuzla buz olur o güzelim kalpleri. Camdan kalpli olmak zor, onları anlamaya çalışmak ise daha zordur bu hayatta ama kırılganlığa pek meyilli bu kalpler için henüz her şey bitmiş değildir. Öncelikle zor bir adım da olsa işe kendinden başlamalı bu kalpler. Peki ya nasıl? Gelin nasıl olacağını tavsiyeler üzerine birlikte öğrenelim. Güzel kalpli insan, - Şeyh Sadi Şirazi'nin de dediği gibi "Elinden geldiği kadar bir gönlü perişan etmemeye çalış. Çünkü bir âh bir cihânı alt üst eder." Tabii bunu yaparken aynı şeyin senin gönlün için de geçerli olduğunu unutma! - Bir kalbi mutlu etmek en güzel şeylerden biri bu dünyada. O zaman ilk olarak kendi kalbinden başla ve önemsediğin diğer insanlar gibi senin de bir kalbin olduğunu hatırla! - Gücünü topla, insanlara ve hayata karşı adım atmaktan asla korkma! Şems-i Tebrizi'nin şu sözlerini sakın unutma: "Düzenim bozulur hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının, üstünden daha iyi olacağını?" Unutma, her şey insanlar içindir bu dünyada. - Yanlış anlaşılmaktan ve hata yapmaktan korkma! İnsan hata yapa yapa öğrenir ve büyür. - Başkalarını düşünmek güzel şey, tevazu gerektiren bir şey ama Confucius'un da dediği gibi "Ölçü kaçınca, en tatlı şeyler en tatsız olur." Her şeyde olduğu gibi düşünce terazisinde de önceliğin ölçüyü tutturmak olsun! - Kendini sev, kendinin ve zamanın değerini iyi bil! Çünkü ne dünkü sen ne de zaman aynı olmayacak bir daha. - Hayata ve insanlara karşı beklentilerini azalt. Bundan kastım beklentilerini tamamen alt seviyeye indirmen değil tabii ki. Sadece hayatında istediğin bir şey olmayınca yeniden başlayabilme gücün olsun. - Son olarak Gustave Flaubert'in şu sözlerine kulak ver: "Geleceği düşünüp eziyet çekeriz, geçmişi düşünüp geride dururuz, işte bu yüzden, şimdiki zaman elimizden kayıp gider." Kendinin de diğerlerinin de bir insan olduğunu hatırla! Düşünceler içinde boğulmak yerine olanı olduğu gibi olduğu yerde ve anda yaşa.